Günümüzde İslam ve şeriat kavramları üzerine yapılan tartışmalar, çoğu zaman asıl mecrasından saptırılarak birer korku objesi haline getiriliyor. Oysa hakikati görmek için kavramların özüne, hayat bahşeden ruhuna bakmak gerekir.
İslam: Kılıç Değil, Söz Medeniyeti
İslam, kılıç dini değil söz dinidir. İnsanları esir kılmaz, bilakis özgürleştirir. Kimseyi imana zorlamaz; akla ve kalbe hitap ederek ikna eder. İbadetleri birer dayatma olarak değil, kulun isteğine bağlı manevi birer basamak olarak sunar. En önemlisi de insanları tek tipleştirmez; herkese kendi olma ve kendi kalma imkânı verir. İslam can almaz, hayat bahşeder.
Şeriat Kimleri Korkutur?
İslam denince şeriat, şeriat denince ise her nedense akla hep “asmak, kesmek, öldürmek” geliyor. Hâlbuki bu hükümlerin hedefinde toplumun huzurunu bozan suç unsurları vardır. İslam şeriatinde;
Sadece öldüren öldürülür,
Başkasının hakkına el uzatanın eli kesilir,
Başkasının iffetine saldıran cezalandırılır,
Vatana ihanet edenin bedeli hukukla kesilir.
Şeriat hükümlerinden sadece katiller, hırsızlar, hortumcular, tefeciler, zina edenler, fuhuş tacirleri, mafya ve terör örgütleri korkmalıdır. Vatan hainleri, organ mafyaları, zalimler ve halkın cebini farklı yollarla boşaltan usta hırsızlar için şeriat bir korku kaynağı olabilir.
Toplum İçin Güven ve Refah
Suç şebekeleri ve zalimler dışındaki herkes için İslam şeriati; tam anlamıyla güven, huzur, istikrar, refah ve mutluluktur. Toplumsal adaletin tesis edildiği bir sistem, dürüst yaşayan her birey için en büyük teminattır.